Davet
Değerli meslektaşlarımız,
Hekimlik mesleği, tarihin çok eski dönemlerinden bu yana değer verilen, saygı
duyulan bir meslek olagelmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden birisinin,
hekimlerin acıyı dindirici, yaşam kurtarıcı “doğaüstü ” yönleri kadar, sıkı
sıkıya bağlı oldukları, hastalar arasında ayrım yapmama, hasta bilgilerini
özenle saklama gibi çok erken dönemlerden itibaren uyguladıkları mesleki
ilkeleri olduğu inancındayız. Hekimlik mesleğinin en temel ilkesi ise Latince
söylenişi ile “Primum non nocere” ya da “primum nihil nocere” “(her şeyden) önce
zarar verme !” olsa gerek. Bu deyiş Hipokrat’a atfedilse de, kaynağı kesin
olarak tespit edilememiştir. Tıp okullarında öğrencilere ilk ve temel olarak
öğretilen kurallardandır ve hekimlere, tedaviden de önce herhangi bir tıbbî
uygulamanın yol açabileceği olası zararları ve etiği hatırlatır.
Kamu polikliniklerinde bir mesai gününde hekimin 80-120 hastaya bakmaya mecbur
tutulduğu, kliniklere yatak sayısından fazla hastanın yatırıldığı, yatak
sayısının ve psikiyatri uzmanı sayısının uygar dünya standartlarının altında
olduğu, özel hastanelerde de çoğu kez resmen kabul edilmemiş tetkik ve tedavi
uygulamaları, her geçen gün etkinliğini daha fazla hissettiğimiz ilaç sektörü,
meslek sınırları karmaşası, buna ve uygulama hatalarına karşı yaptırım
girişimleri, TPD olarak sorumluluklarımız, v.b. gibi koşulların altında etiğin
daha bir önem kazandığını düşünüyoruz.
İşte bu nedenledir ki, TPD Bilimsel Toplantılar Düzenleme Kurulu (BTDK)’muz 44.
Ulusal Psikiyatri Kongresinin ana temasını Etik ve Bilimsel Sorumluluklarımız:
Aslolan zarar vermemek" olarak belirlemiştir.
Bu kongrede, etik değerlerimiz ve bilimsel sorumluluklarımız çok ayrıntılı alt
başlıklar altında konuşulacak ve tartışılacaktır. Bu duyurunun sonraki
sayfalarında ana temamızın zengin alt başlıklarını görebilirsiniz.
Öte yandan, 44. UPK, otuza yakın sizlerin seçtiği ve özveriyle çalışan
meslektaşımızın oluşturduğu TPD-BTDK’nun, yoğun emekleriyle hazırlanan bir
kongre olacak. Bu kongre, TPD 12.Yıllık Toplantı-Bahar Sempozyumundan sonra BTDK
olarak düzenlediğimiz ikinci kongre olması bakımından da önemli bir deneyim
olacaktır kanısındayız. Bu nedenle siz meslektaşlarımızdan her zamankinden daha
fazla katkı ve daha fazla katılım talep ediyoruz. Çünkü bu kongre, herhangi bir
psikiyatri anabilim dalının, her hangi bir kurumun değil, doğrudan TPD’nin, yani
hepimizin kongresi olacaktır.
Antalya’da buluşmak üzere.
|
Şeref Özer
TPD
Genel Başkanı |
Mesut Çetin
TPD BTDK Başkanı |
Değerli meslektaşlarımız,
14-19 Ekim 2008 tarihleri arasında yapılacak olan 44. Ulusal Psikiyatri
Kongresi’nde, ilk iki gün, ana programa paralel olarak, Türkiye Psikiyatri
Derneği Anksiyete Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi tarafından Anksiyete
Bozuklukları Sempozyumu düzenlenecektir. Sempozyum programı, son yıllarda
üzerlerine olan ilginin giderek arttığı, önde gelen iki anksiyete bozukluğuyla
ilgili konuları kapsamaktadır. Sosyal anksiyete bozukluğu ve obsesif-kompulsif
bozukluk, sempozyum boyunca, o alanda uluslararası düzeydeki çalışmaları ve
yetkinlikleriyle tanınan konuşmacıların katkılarıyla, güncel bilgi ve verilerin
ışığında ele alınarak tartışılacaktır.
Sempozyum programında, her iki anksiyete bozukluğu için, fenomenoloji, patogenez,
ilaçla tedavi ve psikoterapi konularına dengeli bir biçimde yer vermeyi
amaçladık. Sempozyumun, panel, konferans ve çalışma grupları aracılığıyla,
konuya ilgi duyan meslektaşlarımızın o alana ait bilgilerini yenileme ve
güncellemeleri, beceri ve tutumlarını geliştirmelerine yönelik bir fırsat,
etkileşime açık bir eğitim ortamı oluşturmasını hedefliyoruz.
Sempozyum programında, ülkemizde anksiyete bozuklukları alanında çalışan
meslektaşlarımızın sunumlarının yanında, dünyada o alanın önde gelen uzmanları
arasında kabul edilen yabancı konuklarımızın konuşmalarına da yer verme fırsatı
bulacağız. Yabancı konuşmacılar arasında yer alan Dan Stein, “Sosyal Anksiyete
Bozukluğu Spektrumu” ve “Sosyal Anksiyete Bozukluğunda Tedaviye Direnç ve Kanıta
Dayalı Tedaviler”; Eric Hollander, “Obsesif-Kompulsif İlişkili Bozukluklar” ve
“Obsesif-Kompulsif Bozuklukta Tedaviye Direnç ve Kanıta Dayalı Tedaviler”
konularını anlatacaklardır.
Sempozyumda, anksiyete bozukluklarında ilaç tedavileri ile birlikte ilk sıra
tedaviler olarak kabul edilen bilişsel-davranışçı tedavilere de belirli bir
ağırlıkta yer vermeyi uygun bulduk. Sosyal anksiyete alanında önemli çalışmaları
olan Stefan G. Hofmann, “Sosyal Anksiyete Bozukluğunu Sürdüren Bilişsel
Etkenler” konulu bir sunum ve “Sosyal Anksiyete Bozukluğunda Bilişsel-Davranışçı
Terapi” konulu bir çalışma grubu gerçekleştirecektir. Yine bu alanın önde gelen
isimlerinden Adam S. Radomsky, “Obsesif-Kompulsif Bozuklukta Kompulsif Kontrol
Etmeyi Geliştiren ve Sürdüren Etkenler” konusundaki sunumunun yanı sıra,
“Obsesif-Kompulsif Bozuklukta Bilişsel-Davranışçı Terapi” konulu bir çalışma
grubu yapacaktır.
Sempozyuma, Anksiyete Bozuklukları alanındaki gelişmelere ilgi duyan tüm
meslektaşlarımızı davet ediyor, verimli ve bilimsel açıdan doyurucu bir
sempozyum gerçekleştirebilmek için değerli katkı ve katılımlarınızı bekliyoruz..
Sevgi ve saygılarımızla,
Raşit Tükel
Anksiyete Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü
|